Anasayfa Kuruluşu  İlk yerleşenler Köyümüz hakkında Fotoğraf Albümleri Harp zamanı Hikayeleri İletişim
Fotoğraf Albümleri
Videolar
  Vefat edenler
Destekleyenler
  Atasözü şiir mani
  Yörükler ve rumeli
  Duyuru ve ilan
Muhtar ve azalar
Önceki muhtarlarımız
Komşu köyler
Nükteler
Resmi linkler
Kardeş siteler

 
Köyümüz  Yukarı Kuzfındıktan  aşağıya inerek yerleşen ve Bulgaristandan

  göç ederek gelip yerleşen ailelerle  kurulmuştur.

Karakeçili yörüklerinin Devlezli Boyu’ndandır. Önce Yukarı Kuzfındık'a iskan olmuşlardır. Köy Fındıklı Tepe-Bostanlı Tepe arasındaki vadiye kurulmuştur. Adını kurulduğu tepeden almıştır.

  Köyümüzün kuruluşu Y.Kuzfındık’ın kuruluşu ile alakalıdır. 19. yy ın sonları Bursa’da Evkaf Nazırlığı da yapan, Bursa valisi Ahmet Vefik Paşa’nın Yörükleri iskana tabii tutmasıyla başlar.daha yörükler yerleşik düzene geçmemişlerdir.İlk iskan raporu gelir,fakat yörükler buna pek itibar etmezler. .A.Vefik Paşa nın bu olaydan haberi olur.İkinci iskan raporu ise kat i ve kesindir.Rapor Dereyalakta imamlık yapan koca imam lakaplı süleyman tarafından okunur.Onunda teşvikiyle,Yukarı Kuzfındık Köyü kurulur.birdaha kışlakları olan salihli tarafına dönemezler.Köy Fındıklı tepe Bostanlı tepe arasındaki vadiye kurulmuştur. Adını kurulduğu tepeden almıştır.Anlamı(Kuzeyfındık)'tır.

  A.Kuzfındık'ın kuruluşu ise Y.Kuzfındık'a yerleşen ailelerin aşağıya inmesiyle ve Göçmenlerinde Balkanlar'dan gelerek Hocayadigar adında 2 mahalleli bir köy oluşturmasıyla başlar. Zamanın bazı evraklarda Hocayadigar ve Kuzfındık ismi 2 mahalleli bir köy olarak geçmektedir. 60-70 yaş grubu bazı köy fertlerimizin nüfus cüzdanlarında "Doğum Yeri: Hocayadigar" olarak kayıtlıdır. Şu anda ise köyümüz A.Kuzfındık ismini kullanmaktadır. Köyümüzün kuruluş tarihini şurdan çıkarabiliriz; Gelen göçmenler 1293 muhaciri olduğuna göre miladi 1877 ve 1890'lı yıllar olarak tahmin edilmektedir. Günümüzde A.Kuzfındık  Balkanlardan gelen göçmenler ile  civardan gelip iskan olan Yörüklerle büyüyüp 150 hanelik 453 kişinin yaşadığı bir köy olmuştur.(2000 sayımlarına göre)

        1905 yılında 33 hanelik, 170 kişinin yaşadığı bir köy iken önce ikiye ayrılmışlar, bir kısmı aşağıya inerek Aşağı Kuzfındık'ı kurmuştur. Geriye kalanlar büyük şehirlere dağılmışlardır. Bugün 10 hanelik 26 kişinin yaşadığı küçük bir Yörük köyüdür. Aşağı Kuzfınfık ise Balkanlardan gelen göçmenler ile civardan gelip iskan olan yörüklerle büyüyüp 150 hanenin yaşadığı bir köy olmuştur.

       Köyde yaşayan yörükler Karakeçili Aşireti’nin Devlezli Cemaati’ndendir. Bu cemaat uzun süre Ahmetli ve Salihli ovalarında kışlamışlar, Domaniç yaylasının Karakütük mevkiinde yayla olarak kullanmışlardır. Yaylamak için Fındık Tepesine kadar gelmişler, bir süre burada kalmışlardır. Karakütük'te ise son kalan ailelerden Hüsam Çavuşlar ve Sürmeliler'de (Demirci) Kuzfındık'a gelmesiyle Karakütük dağılmıştır. Köy ihtiyarlarından ve Aşiret beylerinden olan Nadir Bey'in torunlarından Halil Bayram (D.1914) ve Münir Demirci'nin anlattığına göre, aşiretin beyi Nadir Bey, kışlakları olan Salihli'de kışlayan; Devlezli Boyundan başka bir Yörük beyinin kızını kaçırır. İki beyin arası açılır. Bir fırsatta o yörük beyi de Nadir Bey'in bacısı Huriye'yi kaçırır. Böylece iki bey akraba olurlar. Bugün akrabaları Salihli'nin Eminbey Köyünde oturuyormuş ve birbirlerine gidip geliyorlarmış. 1966-1968 yıllarında yapılan araştırmalarda Eminbey, Poyraz Damları, Kırdamları, Asmalı, Sindel, Delibaşı, Karasavcılı köylerinin Ahmet Vefik Paşa'nın iskanı olayına kadar konar göçer yaşadıklarını, yaylaya Domaniç ve Türkmen Dağları’na çıktıklarını; Söğüt, Domaniç'te akrabalarının olduğunu söylediler.

        Domaniç'teki, Söğüt'teki ve Türkmen Dağları'ndaki kullandıkları yaylaların Sultan 3. Selim Devri'nde verilmiş ilamları varmış. Kendilerinin asıl yurtları Kütahya, Domaniç ve Söğüt ilçeleriymiş.

        Devlezli Boyu’na ait bu cemaat, Ahmet Vefik Paşa'nın iskanı sırasında, kışlaklarına dönemez. 19. asrın ortalarında İnönü'nün (Kuzfındık, Yörükyayla, Dutluca), Bozüyük'ün (Bozalan, Eceköy, Darıdere, Dübekli, Yörükçetmi), Tavşanlı'nın (Çıkrıkçı, Devekayası), Domaniç'in (Göcemen) köylerine iskan olur.    

   Esnemez köylülerinin teşviki ile Yukarı Kuzfındık'ta yaşayan aileler: Nadirler, Sürmeliler, Hatipler vb. aileler Dereköy'e inerler daha sonra bir kısmı Aşağı Kuzfındık'a yerleşerek köyün kuruluşunda yer alırak Bulgaristan'ın Osman Pazarı, Şumlu, Hasanköy, Çavuşköy ve Karaatlar Köyü'nden gelen Türkler ile  iki mahalleli bir köy olurlar. Yörük Mahallesi ve Muhacir Mahallesi.

        Kuzfındık'taki Devlezli Yörüklerinin Bozüyük'ün (Eceköy, Bozalan, Darıdere, Dübekli), Tavşanlı'nın (Çıkrıkçı, Devekayası), İnönü'nün (Yörükyayla), Domaniç'in (Göcemen), Aydın'ın (Söke) köylerindeki Yörüklerle Akrabalıkları devam etmektedir.

 

     Bugün Aşağı Kuzfındık gelişirken Yukarı Kuzfındık dağılmaktadır.

 KAYNAK:KARAKEÇİLİ YÖRÜK AŞİRETİNİN ESKİŞEHİRE İSKANI                                       

Dr.Muharrem BAYAR

 

 

 

 Bulgaristan'dan Türkiye’ye göç eden Türkler, 1354 yılından itibaren Osmanlı İmparatorluğu’nun Trakya ve Balkanları fethetmesiyle birlikte Anadolu'dan rasgele değil yedi-göbek Türk aileler arasından özenle seçerek getirip, Balkanlar’a yerleştirdiği Evlad-ı Fatihan'dır... 

Osmanlı Devleti Anadolu’da hayvanlarına otlak bulmak için mevsime göre yer değiştiren konar-göçerlere iskân konusunda öncelik vermeyi tercih etmiştir. Böylece miri arazi haline getirilmiş olan Rumeli’de konar-göçerlerin toprağa bağlanması, askeri sınıfa dâhil olmaları, Rumeli’de  nüfus ve tımarlı sipahi sayısının arttırılması aynı anda sağlanmış  olacaktı.Bulgaristan’dan Türkiye’ye göçler Osmanlı-Rus Harbi çıkmadan başlamıştır yani 1877’li yıllarda. Yoğun olarak ise göçler 1883 yılı yaz ortasında başlamıştır. Bu tarihten  itibaren  üç aylık  dönemde  200 bin  Türk Türkiye’ye  geldi. Bu   göçler,  1886-90 arasında 75 bin, 1893-1902 arasında 70 bin kişi olarak sürmüştür.

1875’te Tuna vilayetinde Türkler’e ait; 2700 ilkokul, 40 ortaokul ve 150 medrese bulunuyordu.

Köyümüze ilk yerleşen aile Mehmet oğlu İbrahim (Hacı Kuru)'dur.  Hacıkuru Bulgaristan'ın Osmanpazarı'na bağlı Karaatlar Köyü’ndendir. Kendisi bucak müdürlüğü yapmıştır. Osmanlı-Rus Harbi başlamadan önce tahminen 1875’li yıllarda Hacı Kuru ve beraberindeki 36 hane at arabalarıyla yola çıkar.

  İlk olarak Edirne'de Soğukpınar çiftliğini satın alarak orada ikamet etmeye başlarlar. 2 yıl orada kalırlar, Osmanlı-Rus Harbi’nin başlamasıyla beraber top sesleri duyulmaya  başlayınca Hacıkuru’nun babası Mehmet:–“Oğlum İbrahim, abin Ali Osman  büyük olduğu halde senin idareciliğin var diye avanenin idaresini sana verdim. Sen de bizi düşman ayağı altında bırakacaksın.” diye sitemli konuşunca Hacıkuru avanesini toplar ve Soğukpınar’dan ayrılırlar. 1877 yılında İç Anadolu'ya (Konya'ya) gitmek üzere kervan yine hazırlanır, önce İstanbul'a gelip burada bir buçuk ay kalıp İznik’e gelirler. Büyük oğul Ali Osman kervanın idaresini Hacıkuru'ya verdiği için babası Mehmet'e kırgındır. Buradan daha ileriye gitmeyeceğini söyleyerek İznik'e yerleşir ve onları uğurlar. Kervan Bozüyük'e geldiğinde Şumlu tarafından tanıştıkları aileleri görürler, onların teşvikiyle Bozüyük'e yerleşirler. 5 Yıl burada ikamet ederler. Hacıkuru'nun babası Mehmet burada vefat eder. Bozüyük'ün o zaman kaza olma söylentileri vardır. Bozüyük'ün 3 ileri gelen ailesi Yörükali Efe, Tuzcular ve Şekerciler Hacı Kuru'nun yakın arkadaşlarıdır. Bu arkadaşları Hacı Kuru'ya Bozüyük'ün kaza olması durumunda kaza müdürlüğü teklif etmiştir. Savaş sebebiyle Bozüyük o yıllarda kaza olamamıştır. Ancak köyümüz kurulduktan 7 yıl sonra  1908'de kaza olabilmiştir.                    

           Hacı Nazif'in anlattıkları

    Bir gece Hacıkuru bir rüya görür ve rüyasını 3 arkadaşıyla paylaşır. Köyün kurulacağı yeri rüyasında detaylarıyla görmüştür. Köyün ortasında bir Kızıltaşın üzerinde ezan okuduğunu anlatır ve oraya yerleşeceğini söyler. Hacıkuru ve rüyayı anlattığı üç  arkadaşı burayı bulmak için yola çıkarlar. Zemzemiye, Söğüt ve Bilecik tarafından dolaşarak Dereyalak Köyü’ne geldiklerinde 7 gün olmuştur ve o gün günlerden Cuma’dır. Hacıkuru odasında sabah namazını kılarken arkadaşlarının "düştük bunun peşine, O da rüya peşinde" şeklinde konuşmalarını duyar fakat onlara hissettirmez. Artık kendinin de ümidi kesilmek üzeredir. Hacıkuru Esnemez’de hatip olduğu için orada Cuma namazını kılıp arkadaşlarıyla Bozüyük'e gidecektir. Atlara binip Esnemez'e doğru yola çıkarlar. Güvemözü deresini geçerken Hacıkuru'nun rüyası gözünde canlanır. “Bu 1. dere bunun güneyinde bir tane daha olması lazım” der. Köyün altından geçen Kocadereyi'de bulur arkadaşları hayrete düşer. Rüyada gördüğü yerleri teker teker gösterir. Ağlan Mevkii'nin büyük bir bölümünün boşluk, alt kısmının meşe ağacı olduğunu; Karakuzu ve Meşecik Mevkii'nin sadece çam olduğunu da hep beraber tetkik ederler. Köyün kurulacağı yerde Kızıltaş'ı bulur bulmaz Hacıkuru bu taşın üzerine  çıkıp ezan okur. Arkadaşları bu manzara karşısında hüzünlenirler ve Dereyalak'ta onun aleyhinde konuştuklarını itiraf ederler.

    Artık köy buraya kurulacaktır. Kardeşleri, akrabaları ve komşuları Bulgaristan'daki yerleşim düzeninin aynısını yeni kurulmakta olan A.Kuzfındık (Hocayadigar)Köyü'nde  uygularlar.

    Köye yerleşen ilk aileler, komşu köylerden tarla satın alırlar ve tarımla uğraşmaya başlarlar. Köyümüz yaşlılarından nüfus cüzdanlarında doğum yeri “Hocayadigar” yazanlar vardır. Günümüzde ise köyümüzün ismi olarak Aşağı Kuzfındık kullanılmaktadır.

   Kaynak: Hacı NAZİF AKÇAY